Tolga ACARLI Forbes'un Turquality Sorularını Yanıtladı
Tolga ACARLI Forbes'un Turquality Sorularını Yanıtladı
ABD ve Dünyanın en saygın ekonomi yayınlarının başında gelen Forbes Türkiye Dergisi, Consulta Yönetim Danışmanlığı Yönetici Ortağı Tolga Acarlı ile; Markalaşma, Turquality Programı ve Küreselleşen firmaların geleceği üzerine bir röportaj gerçekleştirdi.

Firmanızı kısaca tanıyabilir miyiz?

Consulta, 25 yılı aşkın süredir orta ve büyük ölçekli şirketlere, finansal kuruluşlara, çok uluslu şirketlere; bağımsız denetim, vergi, yönetim danışmanlığı, outsourcing ve eğitim hizmetleri sunan, 120’ye yakın profesyonelin çalıştığı bir grup şirketidir. Danışmanlık birimi olarak İtalyan Think Tank ve Danışmanlık şirketi olan Ambrosetti’nin Türkiye temsilcisi ve Software AG’nin Türkiye’de danışmanlık çözüm ortağıyız; ayrıca denetim ve vergi konusunda global bir network olan INAA’nın Türkiye temsilcisiyiz.

Uluslararası işbirliklerimiz ve stratejik ortaklarımız ile müşterilerimize bütünleşik, butik hizmetler sunmakta ve onların kurumsal gelişimlerine destek olmaktayız. Yönetim danışmanlığı bölümünde odaklandığımız konuların başında Stratejik Planlama, Organizasyonel ve Operasyonel Gelişim, Yeniden Yapılanma, Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma, Marka ve Pazarlama Yönetimi, Turquality Sürecinde Hazırlık ve Kurumsal Gelişim geliyor.

Sizce markalaşmada en kritik unsurlar hangileridir?

Markalaşmak için öncelikle markanın hitap ettiği kesimin beklentilerini tam ve kesintisiz karşılamak, farklılaşmak ve markanın hedef kitlesi ile duygusal bir bağ kurabilmek gerekiyor.  Bir markaya gerçek anlamda “MARKA” diyebilmemiz için mutlaka üzerimizde bir algı bırakması ve bize bir değer önerisi sunması gerekiyor ki, markayı zihnimizdeki belirli tecrübeler ile eşleştirebilelim.  Küresel anlamda markalaşma sürecinin başarılı olabilmesi için iki temel kriter: markanın ve markaya sahip firmanın finansal gücü ve markanın sürdürülebilirliğidir.

Hem satış büyüklüğü hem de karlılık olarak bakıldığında, bir marka güçlü ve finansal açıdan sağlıklı olmalıdır. Bunun için de markanın belli bir büyüklüğe ulaşmış olması ve bulunurluğunun yüksek seviyede olması gerekiyor; bulunurluğu yüksek markaların bilinirliği de artırıyor. Finansal açıdan güçlü firmalar, sahip oldukları markanın iletişimi için daha fazla kaynak ayırabiliyor; bu da markalaşma sürecini hızlandırıyor.  Sürdürülebilirlik son zamanlarda çok üstünde durduğumuz bir konu; operasyonlarını istikrarlı bir şekilde geliştiren, insan kaynağı ve altyapısı güçlü, gelişen teknolojiye yatırım yapan ve kurumsallık düzeyi yüksek markalar daha sürdürülebilir oluyor. Firmaların büyümesi ve markalaşması da buna göre daha sağlıklı gelişiyor.

Turquality projesi hakkındaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

Turquality Programı en geniş anlamıyla devletimizin Türk markalarını yurtdışına açılmaları ve büyümeleri anlamında desteklediği bir marka gelişim platformudur. Turquality’nin başlangıç aşamasında ana hedefi: Türkiye’den dünya markaları çıkarmaktı. Dünyada imajı yüksek ülkelere baktığımızda, ekonomisi  ve refah seviyesi gelişmiş, kalite algısı ve kişi başına yaratılan değerin yüksek olduğu ülkeler karşımıza çıkıyor. Örnek olarak; ABD’de Apple, Almanya’da BMW, İtalya’da Armani, İspanya’da Zara, Japonya’da Toyota gibi markalar hem ülkelerinin bilinirliğinin artmasında, hem kalite algısının gelişmesinde, hem de ekonomilerinin yükselmesinde ülkelerine önemli ölçüde destek oluyorlar.

Turquality sürecinde firmalar uluslararası markaları örnek alarak operasyonlarına dünyadaki iyi uygulamaları adapte etmeye çalışıyorlar. Programın firmalara olan en büyük katkısının, bu süreçte firmaların vizyonlarını geliştirerek, markalaşmanın gerektirdiği organizasyonel yetkinliklere ulaşmalarını sağlaması olarak görüyorum.  Markalar Turquality’den aldıkları destekler ile yurt dışında daha odaklı ve cesur kararlar alabiliyorlar ve markalarına yaptıkları yatırımlara daha yüksek bir bütçe ayırabiliyorlar. Turquality ve Marka Destek programındaki firmalar, Türkiye’nin ihracatını ve 2023 ihracat hedefi olan 500 milyar ABD Doları’na ulaşma hedefini de önemli ölçüde destekliyorlar. 

Türkiye, bünyesindeki firmalarla küreselleşerek başlı başına bir dünya markasına dönüşmeye hazırlanıyor. Öngörülerinizi ve beklentilerinizi alabilir miyiz?

Türkiye ekonomisi büyük bir dönüşüm sürecinden geçiyor ve bu süreçte firmalar, yarattıkları katma değeri artırma ve markalaşma çalışmaları ile öne çıkıyorlar. Türk firmalarının büyük bir kısmı yakın zamana kadar üretim odaklı bakış açısı ile kaliteli ürün sunmaya odaklanmıştı. Geldiğimiz noktada yurt dışı ile rekabet eden Türk firmalarının tasarım, inovatif iş modelleri ve markalaşmaya odaklanmaları ile öne çıktığını görüyoruz. Yurtdışına açılımda çekingen davranan Türk markaları Turquality’nin desteği ile gerçekleştirmek istedikleri açılımı daha hızlı ve kendilerine güvenerek yapabiliyorlar. Marka yöneticilerinin vizyonları küresel rekabete hazır; ancak firmaların insan kaynağı olarak da yeterli niteliklere sahip olmaları gerekiyor.  Genelde bu firmaların finansal güçleri de oldukça iyi olduğundan, pazarlama ve markalaşma çalışmalarına da kaynak ayırabiliyorlar. İnsan kaynağının gelişimine yüksek ölçüde kaynak ayıran firmaların bu dönüşüm sürecini başarılı bir şekilde yürüteceğine inanıyorum.

Önümüzdeki dönemde Turquality gibi programların da destekleri ile Türk markalarının dünyaya açılımda daha cesur davranacaklarını ve hem kendi markaları ile büyüyeceklerini, hem de marka satın alımları yaparak Türk ekonomisini geliştireceklerine inanıyorum.