2023 Hedeflerine Doğru
Türkiye ekonomisinin önemli yapı taşlarından birisi olan mobilya sektörü, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. Yıl dönümünde 25 milyar Amerikan Doları üretim ve 10 milyar dolar ihracat gerçekleştirmeyi hedeflemektedir.

2014 yılını toplamda 2,4 milyar dolar ihracat ile kapatan sektör, ihracatını her yıl yaklaşık ortalama %20 arttırması durumunda 2023 hedeflerini yakalayabilecektir.

Ekonomi Bakanlığı’nın ihracatı arttırmak ve sürdürülebilir bir büyümeye katkı sağlamak amacıyla başlattığı Turquality programı sunduğu destekler ile mobilya sektörünün gelişmesine katkı sağlamaktadır. Mobilya sektöründen toplamda 12 marka, Turquality destek programı ve marka destek programı kapsamında desteklenmektedir. 

Turquality programı, sunduğu ihracatı arttırıcı finansal desteklerin yanı sıra şirketlerin kurumsal yapısını güçlendirmeyi ve günümüz rekabet şartlarına uyum sağlamış markaların oluşmasını amaçlamaktadır. Bu doğrultuda yönetim danışmanlığına çok önem verilmekte ve şirketlerin stratejik planlarının oluşturulması, yol haritalarının belirlenmesi ve hedeflerine emin adımlar ile ilerlenmesi istenmektedir.

Türkiye mobilya sektörü 2009 yılında yaşanan global ekonomik krizden sonra hızla toparlanmış ve son yıllarda yakaladığı çift haneli ihracat büyümesi ile hedeflerinden uzak olmadığını göstermiştir.

2013 yılı verilerine göre Türkiye mobilya sektörünün 19 milyar dolar değerinde üretim gerçekleştirdiği ve bu dönemde iç tüketimin 14 milyar dolar mertebesine yükseldiği görülmüştür.

2013 yılında dünya mobilya üretimi 450 milyar dolar, toplam ihracat 170 milyar dolar, toplam ithalat ise 161 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. ABD toplam üretimin %21’ini tüketerek 95 milyar dolarlık iç pazar büyüklüğü ile bu alanda lider konumdadır. ABD’yi %18’lik tüketim payı ile Çin takip etmektedir. Daha sonra %5’erlik tüketim payı ile İngiltere ve İtalya, %4’erlik tüketim payı ile Fransa ve Japonya, %3 tüketim payı ile Kanada gelmektedir.

Türkiye’nin ihraç pazarlarına baktığımızda Arap Ülkeleri ve Avrupa’nın ön plana çıktığını görüyoruz. İhraç pazarlarının belirlenmesi, bu pazarlara nasıl girilmesi gerektiği ve nasıl büyüme sağlanacağı konusu şirketlerin önemli stratejik kararlarıdır. Dünya markası olma hedefi ile yola çıkan şirketler, bu konudaki stratejilerini belirlerken bütün parametreleri göz önünde bulundurmalı ve mümkün olan en optimum kararı vermelidir.

 

Hedef olabilecek pazarların yapısını çok iyi incelemek, tüketici taleplerini ve rakipleri iyi analiz etmek, anahtar başarı göstergelerini doğru şekilde tanımlamak stratejimizi belirlemede önemli yol göstericilerdir. Bununla beraber, gerek iç pazarda gerekse ihracat tarafında hedeflerimize ulaşmak için tedarik zincirinin her halkasını, operasyonel mükemmellik yolunda yeniden dizayn etmek ve ihtiyaçlarımıza uygun hale getirmek zorunda olduğumuz unutulmamalıdır.

Şirketlerin riskli durumlarda uygulamaya koymak üzere b planlarının da olması sürdürülebilir bir büyüme için olmazsa olmazlardandır. Bu konuyu biraz açacak olursak iki komşumuzu örnek gösterebiliriz.

Birincisi, yeniden yapılanma sürecinde olan ve yer altı zenginlikleri bakımından çok önemli kaynaklara sahip olan Irak. Uluslararası Enerji Ajansı’nın tahminlerine göre; gerekli yatırımların yapılması durumunda Irak, birkaç sene içerisinde Suudi Arabistan’ın yıllık petrol gelirinden daha fazla petrol gelirine ulaşacaktır. Bu gelişmenin beraberinde hızlı bir kalkınma getireceği düşünülmektedir. Irak hali hazırda en önemli ihraç pazarımız konumundadır. Pazarın hızla büyümeye devam etmesi ve diğer sektörler için olduğu gibi mobilya sektörü için de önemli fırsatlar sunmaya devam etmesi beklenmektedir.

İkincisi ise; geçtiğimiz günlerde uluslararası güçler ile nükleer faaliyetleri konusunda anlaşmaya varan İran. Nükleer faaliyetleri gerekçesi ile ticari ambargo uygulanan İran, bu anlaşma ile ambargodan kurtulmuş ve dünyanın geri kalanı ile tam entegre halde ticaret yapmasının önünde bir engel kalmamıştır. 80 milyonluk nüfusu ile önemli bir pazar konumunda olan İran, 2013 yılında 31 milyon dolar ile en çok ihracat yaptığımız 14. ülke olmuştur. Serbest ticaretin önünün açılması ile bu rakam hızla yukarı çekilebilecektir.

Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi stratejisini doğru belirleyen ve değişen koşullara hazırlıklı olan şirketler rekabette öne geçmektedir.

Bir diğer husus bulunduğumuz pazarlarda pozisyonumuzu güçlendirmemiz gerektiğidir. Önemli ihracat pazarımız olan Arap Ülkelerinin toplam mobilya ithalatı 2013 yılında 15 milyar dolarken Türkiye’nin aldığı pay %2’de kalmıştır. Diğer önemli pazarlarımızdan Almanya 14 milyar dolar ile ABD’den sonra dünyanın en büyük 2. İthalatçısı konumundadır, bizim payımız ise %1 civarındadır. Bu durum oyuncusu olduğumuz pazarlarda konumumuzu güçlendirmek için gerekli aksiyonları almamız gerektiğini net olarak göstermektedir.

Ayrıca odağımızda olması gereken ve stratejimize yön verecek önemli bir nokta ise; küçük oyuncusu olduğumuz potansiyeli yüksek ya da büyük/gelişmiş pazarlardan gerekli payı alma konusunda yapacağımız hamlelerdir. Türk mobilya sektörü olarak 2013 yılında, ABD’ye sadece 39 milyon dolar ihracat yaptığımızı ve ABD’nin 2013 yılını toplam 42 milyar doların üzerinde ithalat ile kapatarak dünyanın en büyük ithalatçısı olduğunu düşünecek olursak gidecek yolumuzun ne denli uzun olduğunu görmüş oluruz.

Bütün bunların ışığında gerekli adımları doğru şekilde atmamız halinde, sektörden bir Türk dünya markasının çıkmasının son derece mümkün olduğunu söylememiz yanlış olmaz. Turquality programı desteklerinden faydalanan 12 önemli marka başta olmak üzere diğer oyuncular ve sektörün tüm paydaşlarının bu doğrultuda çalışarak ülkemize sağladıkları katma değeri arttırmaları ve hedeflerine ulaşmaları en büyük arzumuzdur.

Kaynaklar:
*Orta Anadolu İhracatçılar Birliği Genel Sekreterliği Mobilya Sektör Raporu 2014
*Çukurova Kalkınma Ajansı Mobilya Sektörü Araştırma Raporu 2014
*İSO Mobilya İmalat Sektörü 2014
*TOBB Türkiye Mobilya Ürünleri Meclisi Sektör Raporu 2013
*Euromonitor
*Turquality.com
*Ekonomi.gov.tr