|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ücretli Çalışan Sayısı Mart 2026’da Yıllık %1,8 Arttı
|
|
|
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan Mart 2026 Ücretli Çalışan İstatistikleri’ne göre; sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı yıllık bazda %1,8 artış gösterdi.
2025 Mart ayında 15 milyon 320 bin 850 olan toplam ücretli çalışan sayısı, 2026 Mart ayında 15 milyon 601 bin 250 kişiye yükseldi.
Sektörel bazda yıllık değişimler ise şu şekilde gerçekleşti:
-
Sanayi sektöründe ücretli çalışan sayısı %2,7 azaldı.
-
İnşaat sektöründe %6,4 artış yaşandı.
-
Ticaret-hizmet sektöründe ise artış oranı %3,5 oldu.
Aylık verilere göre ise toplam ücretli çalışan sayısı Mart 2026’da bir önceki aya kıyasla %0,1 arttı.
Aylık değişimde:
-
Sanayi sektöründe %0,3 düşüş,
-
İnşaat sektöründe %0,9 artış,
-
Ticaret-hizmet sektöründe %0,2 artış kaydedildi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hizmet Üretim Endeksi Mart 2026’da Yıllık %3,2 Arttı
|
|
|
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan verilere göre hizmet üretim endeksi, 2026 yılı Mart ayında geçen yılın aynı ayına göre %3,2 artış gösterdi.
Aylık bazda ise hizmet üretim endeksi Mart ayında bir önceki aya göre %0,5 yükseldi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MUHSGK Beyanname Verilme Süresi Uzatıldı
|
|
|
26 Mayıs 2026 günü sonuna kadar verilmesi gereken Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi verilme süreleri ile bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin ödeme süreleri 3 Haziran 2026 Çarşamba günü sonuna kadar uzatılmıştır.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
VERBİS Kayıt Süresi 5 Haziran 2026’ya Uzatıldı
|
|
|
Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından yapılan duyuruya göre, 2025 yılı mali bilanço toplamı nedeniyle VERBİS yükümlülüğü doğan kurumlar vergisi mükellefi tüzel kişi veri sorumluları için VERBİS’e kayıt ve bildirim süresi 5 Haziran 2026 Cuma gününe kadar uzatıldı.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında, sonradan yükümlü hale gelen veri sorumlularının yükümlülük doğmasını takip eden 30 gün içinde Sicile kayıt ve bildirim işlemlerini tamamlaması gerekiyor. Duyuruda;
-
Ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olmayan ve mali bilanço toplamı 100 milyon TL ve üzeri olanlar,
-
Ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olup mali bilanço toplamı 10 milyon TL ve üzeri olanlar için VERBİS yükümlülüğünün doğduğu belirtildi.
Normal şartlarda 30 günlük sürenin son günü, tatil nedeniyle 1 Haziran 2026 olarak uygulanacaktı. Ancak sürecin son haftasının Kurban Bayramı dönemine denk gelmesi nedeniyle, veri sorumlularının mağduriyet yaşamaması amacıyla Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararıyla süre 5 Haziran 2026’ya uzatıldı.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Asgari İşçilik Uygulamasına İlişkin Değişiklikler Yapıldı
|
|
|
16 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme ile Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yürütülen asgari işçilik araştırma süreçlerine ilişkin önemli değişiklikler yapıldı.
Yönetmelik değişikliği kapsamında:
-
Asgari işçilik araştırma işleminin kapsamı yeniden tanımlandı.
-
Birden fazla yapı ruhsatı bulunan ve belirli şartları sağlayan özel bina inşaatlarının tek sicil numarası altında yürütülmesine imkan tanındı.
-
İhale konusu işlerde, toplam istihkak tutarı kesinleşmeden hakediş ödemeleri üzerinden araştırma yapılabilmesine yönelik düzenleme getirildi. Ancak bu durumda ilişiksizlik belgesi düzenlenmeyecek.
Yeni düzenlemeye göre:
-
İş bitim tarihi belirlenirken geçici kabul tutanaklarındaki eksik veya kusur durumları dikkate alınacak.
-
İhalenin feshedilmesi veya işin yarım kalması halinde, ödenen hakediş tutarı üzerinden araştırma yapılabilecek.
-
İş bitim tarihinde geçerli yapı ruhsatı esas alınarak araştırma işlemi yürütülecek.
Ayrıca inşaat maliyet hesaplamalarına ilişkin yöntem değiştirildi. Başladığı yıldan sonraki yıllarda tamamlanan inşaatlarda, inşaatın başladığı yıl ile bitirildiği yıl arasındaki yıllara ait birim maliyet bedellerinin aritmetik ortalaması esas alınacak.
Düzenleme kapsamında ayrıca:
-
En az 2 yıl sigortalı çalıştırılmadığı tespit edilen özel nitelikli inşaat işyerlerinde SGK tarafından resen araştırma yapılabilecek,
-
Tescilsiz veya işçilik bildirimi yapılmamış işyerlerinde asgari işçilik araştırmaları doğrudan ünite tarafından yürütülecek,
-
Eksik bildirildiği tespit edilen işçilikler için hesaplanan primler gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahakkuk ettirilecek.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Vergi Düzenlemelerini İçeren Kanun Teklifinin İlk 5 Maddesi TBMM’de Kabul Edildi
|
|
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülen vergi düzenlemelerini de içeren kanun teklifinin ilk 5 maddesi kabul edildi. Teklifte; kamu alacaklarının yapılandırılması, yurt dışı kazançlara yönelik vergi istisnaları ve teknogirişim şirketlerine ilişkin gelir vergisi düzenlemeleri yer aldı.
Kabul edilen düzenlemeye göre, amme borçlusunun zor durumda kalması halinde kamu alacakları için 72 aya kadar tecil imkânı sağlanabilecek. Tecil edilen borç toplamının 1 milyon TL’yi aşmaması durumunda teminat şartı aranmayacak.
Teklifte ayrıca, Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratlar için yeni bir gelir vergisi istisnası düzenleniyor. Buna göre; son 3 yılda Türkiye’de ikametgâhı ve vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin, Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutulacak.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı kriterlerini sağlayan teknogirişim şirketlerinde çalışan personele verilen pay senetlerine yönelik gelir vergisi istisnasında da değişikliğe gidiliyor. İstisna üst sınırı, ilgili yıldaki brüt ücretin iki katı olarak yeniden belirlenirken; pay senetlerinin belirli sürelerden önce elden çıkarılması halinde istisna edilen vergilerin işverenden gecikme faiziyle tahsil edilmesi öngörülüyor.
Düzenlemeyle ayrıca, nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan personelin ücretlerinin belirli kısmına gelir vergisi istisnası getirilmesi planlanıyor. İstanbul Finans Merkezi ve yabancı yatırım yoğunluğu bulunan endüstri bölgelerinde bu istisna kapsamı daha geniş uygulanabilecek.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
4688 Sayılı Kanunda Değişiklik Hazırlığı: Memur Konfederasyonlarından “Grevli Toplu Sözleşme” Talebi
|
|
|
Memur ve memur emeklilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nda değişiklik yapılması için çalışma yürütülüyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantılara; Memur-Sen, Türkiye Kamu-Sen ve Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu temsilcileri ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilileri katılıyor.
Konfederasyonların ortak talebi, memurlara “grevli toplu sözleşme hakkı” tanınması oldu. Mevcut sistemde memurların grev hakkı bulunmazken, toplu sözleşmede uzlaşma sağlanamaması halinde süreç hakem kuruluna taşınıyor ve kurulun kararı kesin nitelik taşıyor.
Toplantılarda ayrıca toplu sözleşme kapsamının genişletilmesi, sendikal hakların güçlendirilmesi ve toplu sözleşme süreçlerinin daha demokratik hale getirilmesi konuları da ele alındı. Birleşik Kamu-İş Genel Sekreteri Şükrü Balun, mevcut sistemin “gerçek bir toplu sözleşme mekanizması olmadığını” savunarak, grev hakkı olmadan yürütülen sürecin kamu çalışanları açısından yetersiz kaldığını ifade etti.
Konfederasyonların öne çıkan talepleri arasında:
-
Grev hakkının yasal güvence altına alınması,
-
Toplu sözleşme kapsamının genişletilmesi,
-
Sendikalaşma önündeki engellerin kaldırılması,
-
Toplu sözleşme süreçlerinin daha demokratik hale getirilmesi yer alıyor.
Habere göre hazırlanan değişiklik teklifinin, TBMM tatile girmeden Meclis’e sunulması hedefleniyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Meslek Liselerinde Yeni Dönem: Şehirlerin İhtiyacına Göre Program Açılacak
|
|
|
Millî Eğitim Bakanlığı, mesleki ve teknik eğitim sisteminde şehirlerin ekonomik yapısı ve iş gücü ihtiyacına göre kapsamlı bir dönüşüm süreci başlatıyor. Yeni modelde, tüm iller için tek tip yaklaşım yerine; şehirlerin üretim kültürü, sanayi yapısı ve sektörel potansiyeline uygun programlar oluşturulması hedefleniyor.
Türkiye Yüzyılı vizyonu kapsamında hazırlanan yeni sistemde, öğrencilerin yönelimleri ile sektörlerin dönüşümü aynı zeminde buluşturulacak. Bu doğrultuda mesleki eğitim; veri temelli analizler, sektör beklentileri ve teknolojik gelişmelere göre sürekli güncellenen dinamik bir yapı olarak planlanıyor.
Yeni modelde öğrencilerin yalnızca belirli bir mesleğe değil; teknik, dijital, tasarım ve üretim becerileriyle donatılması amaçlanıyor. Bu kapsamda; yapay zekâ, siber güvenlik, endüstriyel kalite kontrol, havacılık ve uzay teknolojileri ile gastronomi ve mutfak sanatları gibi alanlarda yeni programlar açılıyor.
Ayrıca ihtiyaç bulunmayan bölümlerin kapatılması, bölgesel üretim kapasitesine uygun yeni alanların açılması planlanıyor. Haberde örnek olarak, Bilecik’te seramik sanayisine yönelik nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla meslek liselerinin yeniden yapılandırılacağı belirtildi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
LinkedIn Küresel İş Gücünün Yaklaşık %5’ini İşten Çıkarmaya Hazırlanıyor
|
|
|
LinkedIn’in küresel iş gücünün yaklaşık %5’ine denk gelen yaklaşık 875 çalışanı işten çıkarmaya hazırlandığı iddia edildi. Habere göre şirketin, çalışanlara planlanan işten çıkarmaları hafta içinde duyurması bekleniyor.
Microsoft bünyesinde faaliyet gösteren LinkedIn’in dünya genelinde 17 bin 500’den fazla tam zamanlı çalışanı bulunuyor. İşten çıkarmaların hangi ekipleri veya bölgeleri etkileyeceği ise henüz netleşmedi.
Şirket kaynaklarına göre süreç, doğrudan yapay zekânın çalışanların yerini alması nedeniyle değil; şirket kaynaklarının daha hızlı büyüyen alanlara yönlendirilmesini amaçlayan bir yeniden yapılanma kapsamında yürütülüyor.
Buna rağmen teknoloji sektöründe yapay zekâ kaynaklı dönüşümün iş gücü üzerindeki etkilerine ilişkin tartışmalar sürüyor. Birçok teknoloji şirketi, otomasyon ve yapay zekâ yatırımları doğrultusunda organizasyon yapılarını yeniden şekillendiriyor.
Haberde ayrıca:
-
Block, Inc.’un çalışanlarının yaklaşık yarısını işten çıkarmayı planladığı,
-
Cloudflare’ın iş gücünü yaklaşık %20 azaltacağını açıkladığı,
-
Meta Platforms’un da yeni bir işten çıkarma dalgasına hazırlandığı belirtildi.
Layoffs.fyi verilerine göre teknoloji sektöründe 2026 yılı başından bu yana 103 binden fazla çalışan işten çıkarıldı. Bu sayı, 2025 yılındaki toplam işten çıkarmalara yaklaşmış durumda.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Stanford Profesörü: Uzaktan Çalışma Ofisten Çalışmaya Göre Daha Verimli
|
|
|
Stanford Üniversitesi ekonomi profesörü Nicholas Bloom, ABD’de son beş yılda yaşanan verimlilik artışının temel nedeninin uzaktan çalışma modeli olduğunu savundu. Bloom’a göre evden çalışma; çalışanların daha iyi odaklanmasını sağlıyor, uzun yol stresini ortadan kaldırıyor ve ofisteki dikkat dağıtıcı unsurları azaltıyor.
Haberde yer alan verilere göre ABD’de iş gücü verimliliği:
Bloom, yapay zekâ tartışmalarının öne çıkmasına rağmen verimlilik artışının AI araçlarından önce başladığını belirterek, esnek çalışma modellerinin ekonomiye önemli katkı sunduğunu ifade etti.
Profesöre göre uzaktan çalışma:
-
Çalışanların odaklanmasını artırıyor,
-
İş gücü piyasasına erişimi genişletiyor,
-
Girişimcilik önündeki engelleri azaltıyor,
-
Genel ekonomik çıktıyı yükseltiyor.
Buna karşılık birçok büyük şirket ofise dönüş politikalarını sıkılaştırmaya devam ediyor. Amazon, JPMorgan, Goldman Sachs, Dell Technologies, Starbucks ve TikTok gibi şirketlerin yöneticileri; yüz yüze çalışmanın iş birliği, kurum kültürü ve genç çalışanların gelişimi açısından daha etkili olduğunu savunuyor.
Örneğin Jamie Dimon, genç çalışanların kıdemli çalışanları gözlemleyerek daha iyi öğrendiğini belirtirken, Emma Grede evden çalışmayı “kariyer intiharı” olarak nitelendirdi.
Öte yandan bazı uzmanlar verimlilik artışının yalnızca uzaktan çalışmadan değil; bulut teknolojileri, dijital araçlar ve modern iş yeri yazılımlarındaki gelişimden kaynaklandığını düşünüyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Belçika’da Gönüllü Fazla Mesai Sisteminde Yeni Dönem
|
|
|
Belçika Hükümeti, 30 Nisan 2026’da gönüllü fazla mesaiye ilişkin yeni düzenlemeyi kabul etti. 1 Mayıs 2026 itibarıyla yürürlüğe giren düzenleme ile tüm sektörlerde çalışanlara yıllık 360 saate kadar gönüllü fazla mesai yapma imkânı tanındı.
Yeni sisteme göre:
-
Gönüllü fazla mesai için herhangi bir gerekçe gösterilmesi gerekmeyecek.
-
Fazla çalışma karşılığında telafi izni zorunlu olmayacak.
-
360 saatin 240 saati için fazla mesai ücreti, sosyal güvenlik primi ve vergi uygulanmayacak. Böylece “brüt ücret = net ücret” modeli uygulanacak.
-
Kalan 120 saat için ise fazla mesai ücreti, sosyal güvenlik primi ve vergi yükümlülüğü devam edecek.
Fazla mesai uygulaması, işveren ve çalışanın karşılıklı anlaşmasına bağlı olacak. Taraflar genel bir onay verebileceği gibi, örneğin “her cumartesi 3 saat çalışma” gibi detaylı bir anlaşma da yapabilecek.
Düzenleme kapsamında idari süreçler de sadeleştirildi. Fazla mesai anlaşmalarının geçerlilik süresi 6 aydan 1 yıla çıkarıldı ve sözleşmelerin her yıl otomatik yenilenmesi öngörüldü. Taraflar, bir aylık bildirim süresiyle anlaşmayı tek taraflı sona erdirebilecek.
Horeca (otel, restoran ve kafe) sektöründe ise gönüllü fazla mesai kotası 450 saate yükseltildi. Bu sektör için 360 saate kadar olan bölümde vergi ve sosyal güvenlik muafiyeti uygulanacak.
Yeni kurallarla birlikte yarı zamanlı çalışanların gönüllü fazla mesai yapabilmesi de sınırlandırıldı. Buna göre, yarı zamanlı çalışanların gönüllü fazla mesai yapabilmesi için en az 3 yıldır part-time çalışıyor olmaları ve iş yükünde geçici artış bulunması gerekecek.
Ayrıca gönüllü fazla mesai saatleri artık “iç limit” hesabına dahil edilmeyecek. Mevcut anlaşmalar ise süreleri dolana kadar geçerliliğini koruyacak.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kurumsal İtibarda Yeni Paradigma: Söylemden Çok Eylem Önemli
|
|
|
Marketing Türkiye ve Akademetre Research iş birliğiyle gerçekleştirilen “The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri” kapsamında hazırlanan çalışmada, yeni nesil liderlik anlayışında kurumsal itibarın nasıl şekillendiği ele alındı. Araştırmada; güven, şeffaflık, sürdürülebilirlik, çalışan deneyimi ve toplumsal fayda gibi unsurların şirketlerin piyasa değerinde belirleyici hale geldiği vurgulandı.
Raporda, itibarın artık yalnızca iletişim departmanlarının yönettiği bir algı unsuru olmadığı; liderlik vizyonu, kurum kültürü, müşteri deneyimi ve yönetişim süreçlerinin bütüncül bir sonucu haline geldiği ifade edildi. Yeni dönemde markaların başarısının, söylem ve eylem arasındaki tutarlıkla ölçüldüğü belirtildi.
Çalışmada öne çıkan “yeni nesil itibar yönetimi” başlıkları şu şekilde sıralandı:
-
Söylem ve eylem tutarlılığı
-
İnsan odaklı yaklaşım ve çalışan mutluluğu
-
Veriye dayalı şeffaf yönetim
-
Disiplinler arası iş birliği
-
Toplumsal fayda ve sürdürülebilirlik
-
Dijital çeviklik ve yapay zekâ adaptasyonu
Araştırmada görüşlerine yer verilen liderler, itibarın artık “kontrol edilen bir imaj” değil, her gün yeniden inşa edilen bir güven ilişkisi olduğuna dikkat çekti. Özellikle:
-
Allianz Türkiye CEO’su Tolga Gürkan, küçük ama sürekli davranışların güven oluşturduğunu,
-
Casper yöneticisi Feray Karaman, itibarın kriz anlarında verilen tepkiyle ölçüldüğünü,
-
Daikin yöneticisi Hasan Önder ise sürdürülebilirlik ve toplumsal faydanın yeni dönemin temel kodları arasında yer aldığını vurguladı.
Raporda ayrıca, yapay zekâ ve dijitalleşmenin yalnızca operasyonel verimlilik aracı değil; müşteri deneyimini geliştiren, güveni artıran ve markaların çevikliğini güçlendiren stratejik unsurlar haline geldiği belirtildi. Şirketlerin uzun vadeli marka değeri yaratabilmek için kısa vadeli kampanyalar yerine sürdürülebilir güven ilişkilerine yatırım yaptığı ifade edildi.
Genel değerlendirmede, günümüz iş dünyasında güçlü itibarın temelinde:
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
YASAL DÜZENLEMELER VE YARGI KARARLARI
|
|
|
|
|
|
Yargıtay’dan Geriye Etkili TİS Kararı: Sendika Üyeliği Şartına Vurgu
|
|
|
Yargıtay, geriye etkili toplu iş sözleşmelerinden (TİS) yararlanma şartlarına ilişkin önemli bir karara imza attı. Kararda, işçinin TİS’ten yürürlük tarihinden itibaren yararlanabilmesi için yalnızca imza tarihinde değil, TİS’in yürürlük tarihinde de taraf sendikaya üye olması ve işyerinde çalışıyor bulunması gerektiği vurgulandı.
Uyuşmazlıkta davacı işçi, alt işveren nezdindeki çalışması sırasında bağıtlanan ve geriye etkili yürürlüğe konulan toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan fark ücret ve sosyal yardım alacaklarını talep etti. İlk derece mahkemesi davayı kabul ederken, Yargıtay; toplu iş sözleşmesinden yararlanmanın şartlarının eksik değerlendirildiğine hükmetti.
Kararda, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu uyarınca:
-
TİS’ten yararlanmanın temel şartının taraf sendikaya üyelik olduğu,
-
Geriye etkili TİS’lerde işçinin hem yürürlük tarihinde hem de imza tarihinde sendika üyesi olması gerektiği,
-
İşçinin yürürlük tarihi ile imza tarihi arasında sendika üyeliğinden ayrılması halinde yararlanmanın kesileceği belirtildi.
Yargıtay ayrıca, yürürlük tarihi ile imza tarihi arasında işten ayrılan işçilerin ise, yürürlük tarihinde sendika üyesi olmaları şartıyla işten ayrıldıkları tarihe kadar toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceklerini ifade etti.
Somut olayda davacının sendika üyeliğinden ayrıldığı ve daha sonra yeniden üye olduğu dikkate alınarak, mahkemenin tüm dönem için toplu iş sözleşmesinden yararlanıldığı kabulü hatalı bulundu. Bu nedenle ilk derece mahkemesi kararı bozuldu.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E: 2025/9462, K: 2025/10438, T: 26.12.2025
|
|
|
|
|
|
|
|
İtalya’dan Deneme Süresi Kararı: Belirsiz Görev Tanımı Feshi Geçersiz Kıldı
|
|
|
Milan İş Mahkemesi, belirli süreli iş sözleşmesinde yer alan deneme süresi hükmünün, çalışanın görev tanımını yeterince açık şekilde belirtmemesi nedeniyle geçersiz olduğuna karar verdi.
Uyuşmazlıkta işçi, deneme süresi içinde yapılan feshin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek sözleşme süresinin sonuna kadar doğacak ücret alacaklarını talep etti. İşveren ise toplu iş sözleşmesine ve işe alım ilanına yapılan atfın görev tanımını belirlemek açısından yeterli olduğunu savundu.
Mahkeme, deneme süresi hükmünün geçerli sayılabilmesi için değerlendirilecek görevlerin somut ve açık şekilde belirtilmesi gerektiğini vurguladı. Kararda, başka belgelere atıf yapılmasının mümkün olduğu; ancak bu atıfların çalışanın yerine getireceği faaliyetleri net biçimde ortaya koyması gerektiği ifade edildi. Somut olayda ise yalnızca mesleki unvan ve işe alım ilanına yapılan genel atfın yeterli olmadığı değerlendirildi.
Mahkeme, deneme süresi hükmünün geçersiz olması nedeniyle feshi hukuka aykırı buldu. Ancak sözleşmenin belirli süreli olması nedeniyle işe iade kararı verilmedi. Bunun yerine işçinin, sözleşme süresinin sonuna kadar hak edeceği ücret tutarında tazminata hak kazandığına hükmedildi.
Kararda ayrıca, işçinin başka bir işten gelir elde ettiğine ilişkin somut kanıt sunulamadığından, tazminattan herhangi bir mahsup yapılmaması gerektiği belirtildi.
|
|
|
|
|
|
GÜNÜN SORUSU VE BİLGİLERİ
|
|
|
|
|
|
|
Soru: A firmasında çalışan bir personelin taşınma gibi durumlardan kaynaklı olarak B firmasının servisini kullanmasının yasal süreçler bakımından risk durumları nelerdir?
|
|
|
Cevap: İki farklı tüzel kişilik olarak görünen firmalardan birinde sigortalı olan çalışanın diğer firmanın servisini kullanmasından bir sakınca görünmüyor.
Yalnızca iki firma arasında bu çalışanın x gerekçesiyle ilgili firmanın servisini kullanacağına ilişkin bir yazılı anlaşma olması uygun olur. Bu da bir zorunluluk olmayıp uygulamanın çerçevesini çizmek ve olası uyuşmazlıklarda kullanmak açısından yararlı olabilir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Mevsimlik İş Sözleşmelerinde Askı Süreci ve Tazminat Uygulamaları
-
Belirsiz süreli mevsimlik iş sözleşmelerinde sezon sonunda iş sözleşmesi askıya alınabilmekte, çalışan bir sonraki sezona kadar askı döneminde kalmaktadır. Belirli süreli sözleşmelerde ise sözleşme sürenin sona ermesiyle kendiliğinden sona ermektedir.
-
Çalışanın görev yaptığı işyerinde mevsimlik iş sona ermiş ve işyerinde değerlendirilebileceği uygun bir pozisyon bulunmuyorsa sözleşmenin erken askıya alınmasının mümkün olduğu değerlendirilmektedir.
-
Ancak aynı işyerinde aynı görevde çalışan diğer mevsimlik çalışanların çalışmaya devam ettiği durumda bazı çalışanların askıya alınması eşit işlem borcu bakımından risk oluşturabilecektir.
-
Zincirleme şekilde yenilenen belirli süreli sözleşmeler, objektif neden bulunmaması halinde belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşebilmektedir.
-
Belirsiz süreli mevsimlik iş sözleşmelerinde askıda geçen süreler kıdem hesabına dahil edilmemektedir. Çalışanın farklı sezonlardaki toplam fiili çalışma süresinin 1 yılı aşmaması halinde kıdem tazminatı hakkı doğmayacağı değerlendirilmektedir.
-
İşveren tarafından yapılacak ödemenin “kıdem tazminatı” adı altında gerçekleştirilmesi vergi hukuku bakımından risk oluşturabileceğinden, ödemenin “ek ödeme” niteliğinde ve yasal kesintilere tabi şekilde yapılması daha uygun olacaktır.
-
Belirsiz süreli mevsimlik iş sözleşmesiyle çalışan işçiler, iş güvencesinin diğer şartlarının da sağlanması halinde 6 aylık kıdem sonrası iş güvencesi kapsamına girebilecektir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|