|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmî Gazete’de Yayımlandı
|
|
|
04 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile vergi, sosyal güvenlik ve yatırım teşviklerine ilişkin önemli düzenlemeler yürürlüğe girdi.
SGK ve Vergi Borçlarında Taksit Süresi Uzatıldı
Kanun ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 48. maddesinde yapılan değişiklik kapsamında:
-
SGK prim borçları ve vergi borçları için uygulanabilen tecil süresi 36 aydan 72 aya çıkarıldı.
-
Tecil işlemlerinde teminat gösterilmeden yapılandırılabilecek borç tutarı 50.000 TL’den 1.000.000 TL’ye yükseltildi.
Nitelikli Hizmet Merkezlerinde Ücretlere Gelir Vergisi İstisnası
Nitelikli hizmet merkezlerinde doğrudan hizmet sunan personelin ücretlerinin, brüt asgari ücretin 3 katına kadar olan kısmı gelir vergisinden istisna edildi.
Cumhurbaşkanı tarafından uygun görülen Endüstri Bölgeleri ile İstanbul Finans Merkezi’nde (İFM) görev yapan personel için bu istisna sınırı brüt asgari ücretin 5 katı olarak uygulanacak.
Üretim ve Tarım Kazançlarında Kurumlar Vergisi İndirimi
Sanayi sicil belgesine sahip üretim işletmeleri ile zirai üretim faaliyetinde bulunan kurumların yalnızca bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlara uygulanacak kurumlar vergisi oranı %12,5 olarak belirlendi. İndirimli kurumlar vergisi oranı, 2027 yılı ve sonraki vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara uygulanacak.
İstanbul Finans Merkezi Teşviklerinin Süresi Uzatıldı
Kanun ile İstanbul Finans Merkezi’ne yönelik teşviklerde de süre uzatımına gidildi.
-
İFM kapsamında uygulanan vergi, resim, harç ve damga vergisi istisnalarındaki 2031 yılı sınırı 2047 yılına uzatıldı.
-
Katılımcı şirketlerin belirli faaliyetleri için öngörülen 5 yıllık vergi avantajı ve muafiyet süreleri 20 yıla çıkarıldı.
-
Düzenlemeyle İstanbul Finans Merkezi’nin uluslararası finans merkezleriyle rekabet gücünün artırılması ve uzun vadeli yatırım ortamının güçlendirilmesi amaçlanıyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
EBRD, Türkiye’nin Büyüme Tahminlerini Aşağı Yönlü Revize Etti
|
|
|
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), yayımladığı Bölgesel Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerini düşürdü. Banka, 2026 yılı büyüme tahminini %4,0’tan %3,5’e, 2027 yılı büyüme tahminini ise %4,5’ten %4,0’a revize etti.
EBRD, revizyonun temel nedenleri arasında artan enerji ithalat maliyetleri, kalıcı enflasyon baskıları ve Orta Doğu’daki çatışmaların turizm ile tedarik zincirleri üzerindeki olası etkilerini gösterdi. Raporda ayrıca enerji maliyetlerindeki yükseliş, sermaye çıkışları ve turizm gelirlerindeki olası zayıflamanın enflasyon ve cari denge üzerinde baskı yaratabileceği belirtildi.
Bununla birlikte EBRD, Türkiye’nin son dönemde güçlenen mali ve dış tamponları sayesinde olası ekonomik şokları absorbe edebilecek kapasiteye sahip olduğunu vurguladı. Bankanın Türkiye’deki toplam yatırımlarının 24 milyar Euro’yu aştığı, mevcut portföy büyüklüğünün ise 8,5 milyar Euro seviyesinde olduğu ifade edildi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
OECD, Türkiye’nin 2026 Büyüme Tahminini %3,1’e Düşürdü
|
|
|
OECD, yayımladığı Ekonomik Görünüm Raporu’nda küresel ekonomiye ilişkin risklerin arttığına dikkat çekerken, Türkiye’nin 2026 yılı büyüme tahminini %3,3’ten %3,1’e revize etti. Kuruluş, Türkiye ekonomisinin 2027 yılında ise %3,8 büyümesini bekliyor.
Raporda, büyüme tahminindeki aşağı yönlü revizyonun arkasında yüksek enerji ve emtia maliyetleri, sıkı finansal koşullar ve küresel belirsizlikler yer alırken, Orta Doğu’daki çatışmaların enerji fiyatları ve küresel ticaret üzerindeki etkilerine de dikkat çekildi.
OECD, yılın ilerleyen dönemlerinde tüketici güvenindeki toparlanma ve faizlerde beklenen gerilemenin tüketim ve yatırımları destekleyebileceğini belirtirken, dezenflasyon sürecinin devam etmesi halinde Türkiye’de yıllık enflasyonun 2027’nin ilk yarısında %20’nin altına gerileyebileceğini öngördü.
Bununla birlikte raporda, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler, enerji fiyatlarındaki artışlar, Avrupa’daki zayıf talep ve Çin kaynaklı küresel rekabet baskılarının Türkiye ekonomisi açısından önemli riskler oluşturmaya devam ettiği vurgulandı. OECD ayrıca, enflasyon beklentilerinin kontrol altında tutulabilmesi için sıkı para politikasının sürdürülmesinin kritik önem taşıdığını ifade etti.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi’nde Bölgesel Model Hazırlığı
|
|
|
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi’ne (GETAD) ilişkin teknik çalışmaların sürdüğünü ve sistemin şehirlerin ihtiyaçlarına göre farklılaştırılacağını açıkladı. Güler, her ilin ekonomik ve sosyal koşullarının farklı olduğunu belirterek, tek tip bir destek modelinin uygulanmasının planlanmadığını ifade etti.
Açıklamalara göre, destek mekanizması oluşturulurken gelir düzeyi, bölgesel ihtiyaçlar ve yaşam koşulları dikkate alınacak. Bazı bölgelerde gıda ve temel ihtiyaç destekleri ön plana çıkarken, bazı illerde enerji ve ısınma gibi farklı destek modelleri uygulanabilecek.
Sistemin ilk aşamada belirli illerde pilot uygulama olarak hayata geçirilmesi ve elde edilecek sonuçlara göre ülke genelinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Güler ayrıca, kamuoyunda “maaş tamamlama” olarak değerlendirilen uygulamanın aslında hane gelirini desteklemeyi amaçlayan bir model olduğunu vurguladı.
Düzenlemenin kapsamı ve detaylarının, önümüzdeki hafta tamamlanması beklenen teknik çalışmaların ardından netleşmesi bekleniyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Filipinler: Uzaktan Çalışanların Dijital Takibinde Veri Gizliliği Sınırları
|
|
|
Filipinler’de yayımlanan değerlendirme, uzaktan ve hibrit çalışma modellerinin yaygınlaşmasıyla birlikte işverenlerin çalışanları dijital araçlarla izlemesinin veri gizliliği mevzuatı açısından hangi sınırlar içinde yapılabileceğini ele alıyor. Her ne kadar çalışanların performansını takip etmek işverenin yönetim hakkı kapsamında değerlendirilse de, çalışan verilerinin işlenmesi 2012 Veri Gizliliği Yasası (Data Privacy Act – DPA) hükümlerine tabi bulunuyor.
Filipinler Ulusal Gizlilik Komisyonu (NPC), çalışan izleme uygulamalarında üç temel ilkeye uyulması gerektiğini vurguluyor:
-
Şeffaflık: Çalışanların hangi verilerinin, hangi amaçla ve nasıl toplandığı konusunda önceden bilgilendirilmesi,
-
Meşru Amaç: Veri işlemenin açık ve hukuka uygun bir iş amacıyla gerçekleştirilmesi,
-
Orantılılık: Toplanan verilerin amaçla sınırlı, gerekli ve ölçülü olması.
Komisyon, çalışanların tuş vuruşlarını kaydeden ve rastgele ekran görüntüsü alan izleme yazılımlarını aşırı ve orantısız bularak eleştirirken, işverenlerin bu tür uygulamaları kullanmaları halinde kapsamlı bir politika oluşturmaları ve çalışanları önceden bilgilendirmeleri gerektiğini belirtiyor.
Öte yandan, işverenlerin gizli bilgilerin korunması, performansın değerlendirilmesi veya uyum yükümlülüklerinin yerine getirilmesi gibi meşru ticari menfaatler kapsamında belirli izleme araçlarını kullanabileceği kabul ediliyor. Bu kapsamda, çalışan cihazlarına yüklenen izleme yazılımları veya çağrı merkezi çalışanlarının görüşmelerini yapay zekâ ile analiz ederek performans değerlendirmesi yapan sistemler, gerekli koşulların sağlanması halinde hukuka uygun kabul edilebiliyor.
Değerlendirmede, işverenlerin çalışan izleme uygulamalarını hayata geçirirken; izleme yöntemlerini açıkça duyurmaları, veri toplama kapsamını amaçla sınırlı tutmaları, saklama sürelerini belirlemeleri ve çalışanların veri sahibi olarak sahip oldukları haklar konusunda bilgilendirme yapmaları gerektiği vurgulanıyor. Sonuç olarak, çalışanların verimliliğini izleme ihtiyacı ile çalışanların özel hayatın gizliliği hakkı arasında dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği ifade ediliyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Meksika’da Haftalık Çalışma Süresi 40 Saate İndiriliyor
|
|
|
Meksika’da kabul edilen reform kapsamında, haftalık çalışma süresi 2030 yılına kadar kademeli olarak 48 saatten 40 saate düşürülecek. Düzenleme ayrıca fazla çalışmalar dahil günlük çalışma süresine 12 saatlik üst sınır getiriyor.
Reformun önemli yeniliklerinden biri de elektronik çalışma süresi kayıt sistemi zorunluluğu oldu. 2027’den itibaren işverenler, çalışanların giriş-çıkış saatlerini elektronik ortamda kayıt altına almak ve denetimlerde ibraz etmek zorunda olacak. Kayıtların tutulmaması halinde yüksek tutarlı idari para cezaları uygulanabilecek.
Düzenleme, uzaktan ve hibrit çalışma dahil tüm çalışma modellerini kapsarken, işverenlerin çalışma sürelerini yeniden planlamasını ve dijital takip sistemlerini güçlendirmesini gerektiriyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İspanya’da Şeffaf ve Öngörülebilir Çalışma Koşullarına Yeni Düzenleme Hazırlığı
|
|
|
İspanya Çalışma ve Sosyal Ekonomi Bakanlığı, AB’nin 2019/1152 sayılı “şeffaf ve öngörülebilir çalışma koşulları” direktifine uyum kapsamında yeni bir Kraliyet Kararnamesi taslağını kamuoyunun görüşüne açtı. Düzenleme yürürlüğe girerse, mevcut 1659/1998 sayılı kararname yürürlükten kaldırılacak.
Taslak düzenleme, işverenlerin çalışanlara iş ilişkisinin başlangıcında yazılı ve kapsamlı bilgi verme yükümlülüğünü genişletiyor. Bu bilgiler iş sözleşmesinde yer alabileceği gibi ayrı bir belge ile de sunulabilecek.
Yeni kurallara göre işverenlerin paylaşması gereken bilgiler arasında:
-
Tarafların kimliği, işin başlangıç ve varsa bitiş tarihi
-
İş yeri, görev tanımı ve meslek grubu
-
Ücret yapısı (temel ücret, ek ödemeler ve değişken ücret kriterleri dahil)
-
Çalışma süresi, fazla mesai ve izin düzeni
-
Deneme süresi, eğitim hakları ve fesih prosedürleri
-
Uygulanan toplu iş sözleşmeleri ve sosyal güvenlik bilgileri
-
Eşitlik ve iş-yaşam dengesi politikaları
Özellikle ücretlendirme ve çalışma düzenine ilişkin şeffaflık yükümlülükleri artırılırken, algoritmik veya otomatik karar sistemleri kullanılıyorsa buna ilişkin detayların da açıklanması gerekecek.
Yurt dışında çalıştırılan işçiler için ise ek bilgilendirme zorunluluğu getiriliyor. Bu kapsamda çalışılacak ülke, süre, ödeme para birimi ve sağlanacak haklar gibi detayların ayrıca bildirilmesi gerekecek.
Bilgilendirme yükümlülüğü, iş ilişkisinin başlamasından önce yerine getirilecek; değişiklikler ise yürürlüğe girdiği tarihe kadar çalışanlara bildirilecek. Bilgiler elektronik ortamda da verilebilecek ancak erişilebilir ve saklanabilir olması şartı aranacak.
Taslak düzenleme, İşçi Statüsü kapsamındaki tüm çalışanları kapsayacak; ancak dört haftadan kısa süreli işler ve bazı özel çalışma ilişkileri kapsam dışında tutulacak.
Düzenleme yürürlüğe girdikten sonra, mevcut çalışanlar talep etmeleri halinde 15 gün içinde bu bilgileri alma hakkına sahip olacak. Ayrıca kamu kurumu tarafından standart bir bilgilendirme şablonu yayımlanacak.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Microsoft Work Trend Index 2026 Raporu: Yapay Zekâ İş Yapış Biçimlerini Yeniden Şekillendiriyor
|
|
|
Microsoft tarafından yayımlanan Work Trend Index 2026 Raporu, 20 bin çalışanla gerçekleştirilen küresel araştırma ve Microsoft 365 kullanım verilerine dayanarak yapay zekânın iş dünyasındaki etkilerini ortaya koydu. Rapora göre yapay zekâ artık yalnızca bir verimlilik aracı değil, iş süreçlerini ve organizasyon yapılarını dönüştüren stratejik bir unsur haline geldi.
-
Çalışanların %66’sı, yapay zekâ sayesinde daha fazla yüksek katma değerli işe zaman ayırabildiğini belirtti.
-
%58’i, bir yıl önce üretemeyeceği çıktılar ortaya koyabildiğini ifade etti. Bu oran yöneticilerde %80’e ulaşıyor.
-
Microsoft 365 Copilot kullanım verilerine göre yapay zekâ etkileşimlerinin yaklaşık %49’u analiz, problem çözme ve yaratıcı düşünme gibi yüksek bilişsel faaliyetlerden oluşuyor.
-
Çalışanların %65’i, yapay zekâya adapte olamayanların geride kalacağından endişe duyuyor. Buna karşılık %45’i, mevcut çalışma biçimini değiştirmeden devam etmeyi tercih ediyor.
-
Yapay zekâ dönüşümünün başarısında organizasyonel faktörlerin etkisi (%67), bireysel faktörlerin etkisinin (%32) yaklaşık iki katı seviyesinde bulunuyor.
İnsan ve Yapay Zekâ İş Birliği Dönemi
Rapor, yapay zekânın çalışanların yerini almaktan ziyade onların kapasitesini genişlettiğini ortaya koyuyor. Operasyonel ve tekrarlayan görevlerin giderek yapay zekâ ve ajan sistemlerine devredildiği, çalışanların ise analiz, karar alma, yaratıcılık ve stratejik konulara daha fazla odaklandığı belirtiliyor.
“Dönüşüm Paradoksu”
Rapora göre çalışanlar yapay zekâ kullanımına hazır olsa da birçok kuruluş henüz bu dönüşümü destekleyecek süreç, kültür ve liderlik yapısına sahip değil. Bu nedenle yapay zekâ yatırımlarının başarılı olabilmesi için teknolojik dönüşümün yanında organizasyonel dönüşümün de gerekli olduğu vurgulanıyor.
Ajan Ekonomisi ve Yeni Çalışma Modeli
Microsoft ekosisteminde aktif yapay zekâ ajanlarının kullanımının son bir yılda 15 kat arttığı belirtiliyor. Yapay zekâ ajanlarının iş süreçlerinde daha fazla rol üstlenmesiyle birlikte çalışanların görevleri uygulayan değil, yönlendiren ve denetleyen bir konuma geçtiği ifade ediliyor. Bu gelişme, liderlik anlayışının ve iş gücü rollerinin yeniden tanımlanmasını gerektiriyor.
Türkiye İçin Değerlendirme
Rapora göre Türkiye’de de finans, perakende, üretim ve enerji başta olmak üzere birçok sektörde yapay zekâ yatırımları hız kazanıyor. İş süreçlerinin yeniden tasarlanması, çalışanların yeni becerilerle desteklenmesi ve yapay zekâ odaklı kurum kültürlerinin oluşturulması, şirketlerin rekabet gücü açısından kritik öneme sahip görülüyor.
Sonuç
Microsoft’un 2026 Work Trend Index Raporu, yapay zekânın iş dünyasında yalnızca verimlilik sağlayan bir teknoloji olmaktan çıkarak iş modellerini, organizasyon yapılarını ve çalışan rollerini dönüştüren temel bir unsur haline geldiğini ortaya koyuyor. Rapora göre gelecekte rekabet avantajı, yapay zekâya erişimden çok bu teknolojiyi iş süreçlerine etkin biçimde entegre edebilen organizasyonlarda olacak.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
YASAL DÜZENLEMELER VE YARGI KARARLARI
|
|
|
|
|
|
Yargıtay: Ücret İndirimi İçin Verilen Yazılı Muvafakat Sonradan Geçersiz Sayılamaz
|
|
|
Suudi Arabistan’da çalışan bir işçi, işveren tarafından ücretinin düşürüldüğünü ve bu değişikliği kabul ettiğine ilişkin belgeleri baskı altında imzaladığını ileri sürerek eksik ücret ve buna bağlı işçilik alacaklarını talep etti. İlk derece mahkemesi, tanık beyanlarına dayanarak işçinin ücret indirimi muvafakatinin özgür iradeyle verilmediği sonucuna ulaşmış ve alacakları eski ücret üzerinden hesaplamıştı.
Dosyayı inceleyen Yargıtay ise, işverenin İş Kanunu’nun 22. maddesi kapsamında çalışma koşullarında değişiklik teklifini yazılı olarak bildirdiğini, işçinin de ücret indirimi ve yeni çalışma koşullarını kabul ettiğine dair el yazısıyla muvafakat dilekçesi düzenleyip imzaladığını tespit etti. Mahkeme, tarafların iş sözleşmesi devam ederken karşılıklı anlaşarak ücrette değişiklik yapabileceklerini ve işçinin bu değişikliği kabul ettiğinin dosya kapsamıyla sabit olduğunu belirtti.
Yargıtay ayrıca, işçinin çalışma devam ederken ücret indirimi teklifini kabul edip iş sözleşmesi sona erdikten sonra bu muvafakati geçersiz saymaya çalışmasının dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, baskı veya irade fesadı iddiasının da yeterli delillerle ispatlanamadığını vurguladı. Bu nedenle işçinin imzaladığı muvafakat belgesine hukuki değer verilmesi gerektiğine hükmederek kararı bozdu ve alacakların işçinin kabul ettiği yeni ücret üzerinden yeniden hesaplanması gerektiğini belirtti.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9197, K. 2026/58, T. 12.01.2026
|
|
|
|
|
|
|
|
Almanya: İki Haftalık Hak Düşürücü Süre Çalışanın Tatilde Olması Nedeniyle Durmaz
|
|
|
Almanya Federal İş Mahkemesi, haklı nedenle fesihlerde uygulanması gereken iki haftalık hak düşürücü sürenin, çalışanın yıllık izinde olması nedeniyle durmayacağına karar verdi. Mahkeme, işverenlerin feshe konu olayları öğrendikten sonra gerekli araştırmaları ve çalışan savunmasını makul bir hızla yürütmek zorunda olduğunu vurguladı.
Uyuşmazlıkta, bir tren kondüktörü hakkında cinsel taciz iddiaları gündeme geldi. İşveren iddialardan Nisan 2023 sonunda haberdar olmasına rağmen, çalışanın izinli olması nedeniyle kendisiyle ancak yaklaşık bir ay sonra iletişime geçti ve ardından derhal fesih uyguladı. Çalışan ise fesih için öngörülen iki haftalık sürenin kaçırıldığını ileri sürerek dava açtı.
Federal İş Mahkemesi, çalışanın tatilde olmasının işverenin iletişim kurmasına engel teşkil etmediğini, telefon, e-posta veya posta gibi yöntemlerle çalışana ulaşılmasının mümkün olduğunu belirtti. İşverenin haftalarca herhangi bir girişimde bulunmamasını haklı gösterecek özel bir neden bulunmadığından, fesih için öngörülen sürenin dolduğu sonucuna ulaştı.
Karar, Almanya’da yıllık izin veya hastalık izninin haklı nedenle fesihlerdeki iki haftalık süreyi otomatik olarak durdurmadığını ve işverenlerin fesih araştırmalarını gecikmeksizin yürütmeleri gerektiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, çalışanla tatil sırasında iletişim kurulmasının, ölçülü ve makul olduğu sürece hukuka uygun kabul edildiği vurgulanıyor.
|
|
|
|
|
|
GÜNÜN SORUSU VE BİLGİLERİ
|
|
|
|
|
|
|
Soru: İşyerinde belirli bir gün, bakım, ilaçlama veya benzeri operasyonel nedenlerle tüm çalışanların yıllık izinli sayıldığı bir uygulamada, yıllık izin kullandırılan çalışanlardan birinin aynı gün işyerine gelerek kısa süreli de olsa fiilen çalışması halinde nasıl bir işlem yapılmalıdır? Bu durumda ilgili günün yıllık izin olarak değerlendirilmesi mümkün müdür, yoksa farklı bir uygulama mı izlenmelidir?
|
|
|
Cevap: Yıllık izin, çalışanın dinlenmesini amaçlayan bir haktır. Bu nedenle çalışanın yıllık izinli olduğu bir günde işyerine gelerek kısa süreli de olsa fiilen çalışması halinde, yıllık iznin amacına uygun şekilde kullandırıldığından söz edilemez. Çalışanın yarım saat dahi çalışmış olması, ilgili günün yıllık izin günü olarak değerlendirilmesine engel olabilir.
Bu nedenle söz konusu günün yıllık izin hesabından düşülmemesi ve çalışanın yıllık izin hakkının korunması uygun olacaktır. Çalışanın o gün fiilen çalışmadığı süreler bakımından ise, koşulların bulunması halinde telafi çalışması hükümlerinin değerlendirilmesi mümkündür.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
SGK E-Bildirge Şifre Yetkilendirmesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
-
SGK e-Bildirge şifreleri, her işyeri dosyası için yalnızca tek bir kişi adına tanımlanabilmektedir.
-
Aynı tüzel kişiliğe bağlı birden fazla SGK işyeri dosyası bulunması halinde, her işyeri için farklı kişiler şifre yetkilisi olarak belirlenebilir. Ancak her bir işyeri dosyasında tek bir yetkili bulunması gerekir.
-
E-bildirge işlemlerinin vekâletname ile yürütülmesi durumunda, vekâletnamenin yalnızca bir kişi adına düzenlenmesi zorunlu değildir. Birden fazla kişinin yer aldığı vekâletnameler de kullanılabilir.
-
Önemli olan, e-bildirge şifre işlemlerini yürütecek kişinin yetkisinin vekâletname metninde açıkça belirtilmiş olmasıdır.
-
Bu nedenle vekâletnamede, ilgili kişinin “işyeri e-bildirge şifrelerini almaya, kullanmaya ve bu işlemlerle ilgili başvuruları yapmaya yetkili olduğuna” ilişkin ifadelerin yer alması önem taşımaktadır.
-
Yetkilendirme işlemlerinde, SGK tarafından şifre yetkilisi olarak tanımlanacak kişinin kim olduğunun net şekilde belirlenmesi ve vekâletnamenin buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|